INSANDA RUH VAR MI YOK MU VE RUH NEDIR?

INSANDA RUH VAR MI YOK MU VE RUH NEDIR?


Insandaki ruhun varligini inkâr eden bir 'inancli'yla ben

de yeni karsilasiyorum. Bu kisi -hem de Kur'an ayet-

lerine dayanarak- insanda bir ruh bulunmadigini iddia

etmektedir. Delili ise, kendi aklina ve keyfine göre

yaptigi Kur'an yorumlarindan ibarettir.

Ruhculuktan rahatsiz olan bu kisi, 'insanin bir ruh sahi-

bi oldugu' gercegi ile 'ruhculuk'u birbirinden ayirmali-

dir. Bu kisi, ruhculugu kabul etmeyebilir. Ama bunu

reddederken 'insanin ruh sahibi oldugu'nu da redde-

derse, bir yanlistan kacarken baska bir yanlisa girer,

büyük bir hata eder ve etmektedir. Hele hele insan-

daki ruhun varligini kabul edenlerin '$irke düstügü'nü

iddia etmesi ise, hatalarin en büyügü olur ve olmustur.

Eger 'ruhculuk'tan kasit, bazi tarikat ve tasavvufcularin

a$iriliklari ve 'ruh cagirma' i$iyle ugrasan ispirtizmacilar

ise, bunlar hosgörülmeyebilir, reddedilebilir. Ama bu

red, insanin ruh sahibi oldugu gercegi hakkinda yapilir-

sa, büyük bir hata olur. Cünkü bütün Islâm âlimleri in-

sanda ruhun varligini kabul etmislerdir. 'Insanda ruh

yok' diyen birisinin, bütün din bilginlerinin delillerini

cürütmesi gerekir. Meselâ böyle bir kisi, büyük Islâm

âlimlerinin sonuncusu olan Bediüzzaman Said Nursi'

nin ruhun varligi hakkindaki delillerini cürütse, onun

ardindaki bütün büyük imam ve bilginlerin delillerini

cürütmüs olur. Bu cürütmeyle de, ruhun varligina ina-

nan bütün Müslümanlarin '$irkte oldugu' nu da isbat-

lamis olur. Ruh inkârcilarinin böyle bir isbati yapacak

delil ve gücleri var midir acaba? Asla!


Cünkü insanin ruh sahibi oldugu gercegi, Kur'an aye-

tiyle yani 'Allah bildirisi'yle sabittir. Fakat siz, din ve

Islâm bilginlerinin bu konuda yaptiklari Kur'an yorum-

larini dinlemeyerek ve kabul etmeyerek kendi yorum

ve görüslerinizi dayatirsaniz, sizin sözlerinizin kulak

verilecek bir yani ve önemi kalmaz. Bunun icin insan-

daki ruhu inkâr eden ve kabul etmeyen inancli veya

ateistlerin düsünceleri, bir 'beyin cimnastigi' olmaktan

öteye gidemez.


Insanda Ruhun Varligini Isbat Eden Kur'an Ayetleri:

'Ona bir biçim verdigimde ve ona ruhumdan üfürdü-

gümde hemen ona secde ederek (yere) kapanin.'

(Hicr 29)

(Burada insan bedenine üfürülen birsey var. O sey,

Cebrail degildir. Cünkü melek insana üfürülmez.)

'Kullarindan dilediklerine, melekleri emrinden olan

ruh ile indirir: Benden baska ilah yoktur, su halde

benden korkup sakinin, diye uyarin.' (Nahl 2)

(Burada melek ile ruh ayri tutulmustur. O halde melek

ile ruh ayri ayri seylerdir. Ve 'ruh' denen mustakil bir

seyin varligi kesindir.)

'Sana ruh'tan sorarlar; de ki: 'Ruh, Rabbimin emrin-

dendir, size ilimden yalnizca az bir sey verilmistir.' '

(Isra 85)

(Burada da ruhun varligi tasdik edilmis ve mahiyetinin

ne oldugu bildirilmistir. Yani ruh, 'Ilâhî emirler yazilimi'

dir)

'Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan
üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti.

Ne az sükrediyorsunuz? ' (Secde 9)

(Burada ise, hem Allah'in ruhu var, hem de insana

üflenen bir sey var. O sey, Allah'in ruhundan bir

emirdir. Allah da o emire -daha önce- 'ruh' demistir.)

'Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üfledigim zaman

siz onun için hemen secdeye kapanin.' (Sad 72)

(Burada da ruhun, insanin yaratilisi tamamlandiktan

sonra üflendigini görüyoruz. Yani beden ile ruh ayri

ayri seylerdir.)

'Imran'in kizi Meryem'i de. Ki o kendi irzini korumus-

tu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbi-

nin kelimelerini ve kitaplarini tasdik etti. O, (Rabbine)
gönülden bagli olanlardandi.' (Tahrim 12)

(Burada ise, kadini dölleyecek erkeklik tohumunun ruh

halinde olabilecegini de görüyoruz. Yani i$insal emirler-

le de kadinlari cocuk sahibi yapmak mümkün. Fakat

insanlik henüz bu bilimsel seviyeye ulasmis degil. Bu-

nun yerine simdi 'tüp bebek' var.)

Kur'andaki ruhla ilgili bu ayetlere ragmen: 'Bunlar, in-

sanda bir ruhun bulundugunu isbat etmez ve göster-

mez. Zaten buna dair acikca bir ayet de bulunmamak-

tadir' diyenler cikabilir.

Bunlara söylenecek söz $udur: 'Onlarca bilimsel yasa

ve yüzlerce ilmî ke$if yapilmis ve binlerce fennî gercek

vardir. Belki bunlarin hic birisi Kur'anda gecmez. Ama

bunlar Kur'anda yok diye inkâr edilebilir mi? Ayni se-

kilde, insanda ruhun varligi da din bilginleri ve Islâm â-

limleri tarafindan kesin bir sekilde tesbit edilip, varligi

kabul edilmistir. Onlarin karsisinda bu konunun uzmani

olmayanlarin ileri geri konusmalarinin hic bir kiymeti

harbiyesi yoktur.'

Bu konunun gercek bir uzmani ve hem yirminci asrin

yüksek bir âlimi ve benim de bir üstadim olan Bediüz-

zaman Said Nursi, ruhun varligini isbat eden cok yük-

sek ve derin bahis ve beyanlarda bulunmustur. Dile-

yenler, onun 'Sözler' isimli kitabinin 'Yirmidokuzuncu

Söz'üne müracat edebilirler. Ayrica diger arastirmaci

ve bilginlerin de kitaplari incelenebilir. Fakat ben bu-

rada acizane daha farkli seyler söylemeye calisacagim.
 

Ruh Nedir?
 

'Insanda ruh var midir, yok mudur' sualinin cevaplana-

bilmesi icin önce 'ruh'un ne oldugunu bilmemiz gerek-

mektedir. Bediüzzaman'in buna verdigi kisa cevap

$öyledir: -sadelestirerek veriyorum- 'Ruh; hayatli,

$uurlu, i$ikli mustakil vücud giydirilmis; toplayici,

hakikatli, bütünsellik kazanmaya acik emirsel bir

kanundur'.


Bu cevap, 'Sana ruh'tan sorarlar; de ki: 'Ruh, Rabbi-

min emrindendir',...' ayetine uygun olarak dogru ve

hârika bir cevaptir. Bizim buradan anlayacagimiz ise;

ruhun, 'bir emirler toplulugu, i$ikli ve bilincli Ilâhî bir

kanun' oldugudur. I$te bu i$ikli kanun, Yaraticisi

tarafindan insan bedenine üfürülerek, vücuda hareket

kazandirilmaktadir.
 

'Ona bir biçim verdigimde ve ona ruhumdan üfürdü-

gümde' ve 'sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve

ona ruhundan üfledi' ayetlerine göre, insanin bedenine

Allah tarafindan bir $eyler üfürülmektedir. Daha önce

'Ilâhi Emirler' oldugunu gördügümüz üfürülen bu $eye

biz i$te: 'RUH' diyoruz.


Ruh, insana, insan bedeni yaratilirken degil, yaratilisi

tamamlandiktan sonra üfürülmektedir. Buradan anla-

maliyiz ki, insan -veya hayvan- bedeni, ruhsuz da var-

olabilir. Fakat bu varolus cok kisa sürer ve beden ö-

lüme maruz kalir. Bunun acik bir örnegini anne karnin-

daki bir ceninde görebiliriz. Anne rahmindeki bir ceni-

nin yaratilisi yani bir insan haline gelisi dört ay sürer.

Bu süre zarfinda cenin hareket edemez. Cünkü ona

henüz hareket etme kabiliyeti verecek olan ruh üflen-

memistir. Ücüncü ayini tamamladiktan sonra cenine
 
ruh üflenir ve bundan sonra o insan yavrucugu elini,

ayagini oynatmaya baslar. Biz, o cenine ruh üflendigi-

ni, onun hareket etmeye baslamasiyla anlariz. Hz. Mu-

hammed de bir hadisiyle dördüncü ayda cocuga ruh

üflendigini haber vermistir.
 

Demek, ruh üflenmeden önce de cenin anne karnina

bagli olarak ya$ayabilmektedir. Demek ruh olmadan

da canlilik ve ya$am mümkündür. Fakat böyle bir

canlilik ve ya$am ancak bir 'bitkisel ya$am' olabilir.

Anne karnindaki cenin de, ücüncü ayin sonuna kadar

'bitkisel bir canli' olarak ya$am sürer. Tabi böyle bir

canli, anne karnindan koparilsa, ya$ayamaz, ölür.

Cünkü kendini ya$atacak bir hareket ve bilince sahip

degildir. Ama bitkiler, mideleri (yani bedenleri)

-kökleriyle- suya ve topraga bagli olduklarindan,

bilinc ve hareket kabiliyetine sahip olmadiklari halde

ya$amalari mümkündür, görüyoruz.
 

Zümer suresi 42. ayeti de gösteriyor ki, Allah tarafin-

dan uyku esnasinda ruhlari alinan insanlarin bedeni,

bitkisel ya$ama gecmektedir. Bu da, bedenin bir müd-

det ruhsuz ya$ayabilecegini, fakat bu ya$antinin da

'bitkisel ya$am' olmaktan öte gidemeyecegini gösterir.

Demek, ruhsuz insan hayati mümkün degildir. Yani

ruhsuz hayat, 'bitkisel ya$anti'dir. Fakat ruh, bedensiz

de varolabilir. Cünkü ruh, 'hayat ve bilinc sahibi mus-

takil bir varliktir'.
 

Demek, can ve canlilik baskadir, ruh baskadir. Ruh

olmadan da canlilik mümkündür. Eger 4. ayina basla-

madan -meselâ üc aylikken- yani henüz ruh üflenme-

den bir cenin anne karnindan alinsa ve bir biyolojik

ya$am saglama makinasi olsa ve o canli buna baglan-

sa, o varlik ya$amasini sürdürebilir. Fakat ruh üflen-

meden yani daha hareket etme kabiliyeti kazanmadan

anneden koparilmis bir cenine sonradan ruh üflenir mi,

hareket edebilen bir varlik olur mu, bunu kesin olarak

bilmiyoruz. Eger böyle bir varliga ruh üflenmezse, o

varlik ancak hic hareket edemeyen biyolojik bir yara-

tik olarak ya$ar. Aylarca yillarca agir komada kalan

hastalarin bilincsiz ve hareketsiz ya$amlari da 'bitkisel
 
hayat' olmaktadir.I$te buradan da ruh ile ruhsuzluk

arasindaki farki görebiliriz.
 

Anne karnindaki cocuk yedi-sekiz aylikken erken

dogum yapan kadinlarin cocuklarinin ya$amaya

devam etmesinin sirri, ruhlanmis olarak dogmalarin-

dandir. Yoksa, -bir biyolojik ya$am saglama makina-

si da yoksa- ruhlanmadan meselâ üc-ücbucuk aylik-

ken alinmis ceninlerin ya$amalari mümkün olmaz.

$imdi geri dönüp ruhun 'ne'ligini ve mahiyetini anlama-

ya calisalim.
 

Insan ve hayvan bedenlerini harekete geciren i$iksal

Ilâhî emirler toplulugu olan ruh, sabittir, bölünmez ve

parcalanmaz, dagilmaz; erimez ve cürümez, yok ol-

maz. Cünkü maddî degildir. Ebedî ve ölümsüzdür.

Cünkü Allah'a ait bir mâneviyattir. Vücuda dahil de

degildir, haric de degildir. Cünkü i$iksaldir. Eger vü-

cuda dahil olsa ve i$iksal olmasaydi, vücuttaki atom

ve hücrelerin ölmesiyle o da ölür, insanin ya$amasi

mümkün olmazdi. Senede bir kac kere bütün beden

hücreleri ölüp yenilendigi halde insanin hayatta kalma-

si, ruh ile mümkün olmaktadir. Eger ruh bedenden

haric olsaydi, bu sefer de ruhun bedenle irtibati kesil-

mis olur, insan hareket ve hayati sona ererdi. O halde

ruh, insan vücudunu bütün hücre ve atomlariyla avuc-

lamis, gözle görünmez i$iksal ve enerjik Ilâhî bir ka-

nun ve yasadir. Insanlar ve hayvanlar bütün fiil ve ha-

reketlerini bu yasadan alirlar. Tüm fiil ve hareketler de

secki ve istence yani 'irade' ve 'ihtiyar'a baglanmistir.

Yani irade bütün fiillerin baskan ve padisahi, ihtiyar

da, onun yardimcisi olmaktadir. I$te biz bütün hare-

ketlerimizi bu iki ruhanî fiille yapariz. Irademizi hareke-

te geciren 'ihtiyaclar' oldugu gibi, ihtiyarimiz olan sec-

kimizi yönlendiren de 'bilgi'dir, 'ilim'dir.
 

Ruh, insan bedenine yerlestirilmis bir program gibidir.

Nasil bir bilgisayara gerekli programi yerlestirilmedi-

ginde calismaz ve i$ görmezse, insan bedenine de ruh

üflenmezse, o beden hareket sahibi olamaz ve bir i$

göremez. Insan bedenleri de Yaratici nazarinda bir

robot gibidir. Bu insanî robotlara bir program konul-

mazsa, robotlar faaliyet gösteremez. Bunun icin yüce

Yaratici, insanin yaratilisini tamamladiktan sonra onun

fiil ve hareket programi olan ruhu üflemistir. Bu üfle-

me, insan robotunu yani bedenini harekete geciren,

onu fiiller sahibi yapan emirlerdir. Bu emirlerin bu

zamandaki modern nitelemesi herhalde 'programlama'

olabilir.


Bir bilgisayari actiginizda -eger bilgisayar programlan-

missa- (yani computer uzmanlari tarafindan ona bir

'ruh üflenmis' se) , 'programlar' menüsüne tikladiginiz-

da bütün programlar önünüze serilir. I$te bütün o

programlar, bilgisayarinizin yapabilecegi 'fiiller'dir. Bu

fiiller de, bilgisayar programcilari tarafindan CD'ye

'üfürülmüs' yani 'yazilmis' emirlerdir. Bu emirleri tasi-

yan CD, bilgisayarinizin 'ruhu' olmaktadir. Allah'in in-

san bedenine üfürdügü ruh ise, bir CD seklinde degil,

insan bedenini saran ve avuclayan görünmez bir i$ik
 
ve enerji halindedir. (Ben buradan, ileride insanlarin

da i$insal programlar yapabileceklerini düsünüyorum) .

(Iki yil kadar önce Hürriyet gazetesinden Ertugrul Öz-

kök yazmisti: Amerika'da bir bilim adami ölmekte olan

bir adami ölmeden önce ve öldükten sonra tartarak 21

gramlik bir eksilme bulmus. Bu eksilme de, ruhun be-

denden ayrilmasi olan bir i$ik veya enerji kaybi olarak

kabul edilmis. Konuyla ilgili makaleye, Hürriyet gaze-

tesinin arama motoruna 'ruhun agirligi' yazarak ulasa-

bilirsiniz. Üc makaleden birinin linki $udur:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx? id=
278704&yazarid=10)


Ruh'ta ne gibi emirler yazilidir?
 

Insan ve hayvanlarin yapabilecekleri bütün fiiller ruhta

yazilidir. Meselâ birisi sizin e$inizi ayartmaya calissa

hemen kiskancliga kapilirsiniz. 'Kiskanayim mi, kiskan-

mayayim mi' diye düsünmezsiniz. Öyle bir durumda

kiskanclik fiili hemen otomatik olarak harekete gecer.

Veya birisi size ihanet etse, onu da hemen idam etmek,

öldürmek istersiniz. Aciktiginizda yemek ararsiniz. Bir

tehlike aninda kacarsiniz. Bir güzeli gördügünüzde pe-

sine takilirsiniz. I$te bütün bu ve buna benzer fiiller,

ruha yazilmis (veya okunmus) 'emirler'dir. Yani ruha,

'tehlike aninda kacmalisin', 'aciktiginda yemek arama-

lisin', 'bir güzeli gördügünde sevmelisin' ve ilanihaye...

yazilmistir. I$te bu emirler sayesinde 'hangi halde

hangi fiil harekete gececekse' biz o fiili kullaniriz. Tabi

insan, istedigini yapip yapmamakta hür bir yaratik

oldugundan, -eger kendine hakim olabiliyorsa-,

otomatik olarak devreye giren o fiilleri kullanmaktan

vazgecebilir. Veya sonradan kazandigi dinî ve dünyevî

ahlâk ile o fiillerine bir ceki-düzen verebilir.
 

(Buradan ruhun, bedenimizin muhtac oldugu bütün fiil

ve hareketlerin bir 'yazilim'i ve hangi halde hangi fiil ve

hareketin devreye girmesi gerektigini bildiren bir 'yasa'

oldugunu anlayabiliriz.)
 

Yirmibirinci yüzyilda ruhun modern tanimlamasi $u o-

labilir: Ruh, Allah'in 'emri'dir. Madde ruhun hizmetkâri-

dir. I$iksal ve enerjik ve mustakil bir yapiya sahip olan

ve ba$inda bilinc bulunan RUH; bedenin devleti, kanu-

nu ve Basbakani' dir.
 

Sahip oldugumuz fiilleri sonradan kazanmayiz. Bütün

fiiller insana daha anne karninda dört aylik cenin iken

'ruh' ile verilmektedir. Eger bu fiiller sonradan yani

dogduktan sonra kazanilacak olsaydi, insan hayati

tehlikeye girerdi. Meselâ bir bebek aciktigi veya cani

yandigi zaman hemen aglar. Eger bu 'aglayarak duru-

munu ilân etme' fiilini sonradan yani akli ermeye basla-

diktan sonra ögrenerek kazanacak olsaydi, bebek

gelecegini kaybederdi. Demek bir insanin muhtac oldu-

gu bütün fiillerin insana (veya hayvana) 'önceden' veril-

mis olmasi gerekiyor. Bu da Yaratici tarafindan
 
'ruh programi' ile yapilmaktadir.
 

Ruh olmasaydi ne olurdu?
 

Ne olacagini, yukaridan beri yazilagelenlerden herhal-

de anlamissinizdir. Eger ruh olmasaydi en basta ya$a-

yisinizi sürdüremezdiniz. Duyu organlariniz acik olsa

da göremez, duyamaz, konusamaz, hissedemez ve

algilayamazdiniz. Cünkü bütün bu fiiller, ruha ait emir-

lerdir. Eger siz -saglam ve saglikli oldugunuz halde-

bu fiilleri i$leyebiliyorsaniz, ruh sahibisiniz. Eger siz,

'ben' diyebiliyorsaniz, o deyi$iniz, ruhunuzun varligin-

dandir ve ruhunuzun varligidir. Ruh, sizin özünüzdür.

Ruh, beden ve hayatinizin zatidir, ki$isidir. Ruh,
 
vücudunuzun basbakani, kalp ve akil da o basbakanin

yardimcilaridir. O basbakan olmasaydi, kalp ve akli-

niz hic bir i$e yaramayacakti. Yani hislerden, düsünce-

lerden, duygu ve hayallerden mahrum kalacaktiniz. Ki-

saca, bir bitki ve agac gibi olacaktiniz. (Burada,

'hamdolsun insani ruhlandiran Allah'a' dememiz gere-

kiyor.)


Demek burada, 'ruh var midir' diye soran birisinin su-

alini; 'senin sahip oldugun bütün fiill ve hareketlerin

varligi, ruhunun varliginin delilleridir' seklinde cevapla-

maliyiz.
 

Ruh ölür mü?
 

Ruh, maddî bir varlik degildir ki ölsün! Basibos bir sey

degildir ki kendi ba$ina kalsin ve yok olsun! Ruh, Al-

lah'a ait i$iksal ve bilincli bir kanun ve program oldu-

gundan ölmez. Onun ölmezligi, Yaratan'a ait bir emir

olmasindandir. Allah elbette ki bu emrini isterse yok

edebilir.Fakat öte dünyada insanlari tekrar diriltip ceza

ve mükafat yurdu ile onlari ebedilestirmek istediginden,

ruhlari yok etmemekte, görünmez bir âlemde onlari

korumakta ve saklamaktadir. (Tabir caizse, bizim eski

bilgileri arsivlerde saklamamiz gibi) . Allah, 'Büyük

Dirilis Günü' ölmüs bedenlerin atomlarini toplayip in-

sanlari dirilttikten sonra ruhlarini onlara geri göndere-

rek canlandiracaktir. Bu dirilis ve canlanma icin insan

ruhlari ölüme ve yok olusa maruz birakilmamaktadir.

Dünya ile âhiret arasinda bulunan ve 'berzah' denen

bir tünelde, görünmez ve mânevî bir âlemde,

-yargilanmayi bekleyen tutuklular gibi-

tutulmakta ve bekletilmektedirler.
 

Bitkilerin cani ve canliligi var, fakat ruhu (yani insan ve

hayvan gibi hareketliligi) yoktur. Can ve canlilik ile ruh-

un farkini bilmeyen ve anlamayan 'Yehova $ahitleri'

ise, Incil'in üzerinde yaptiklari yanlis ve zorlama yorum-

larla bedendeki canliligin ölümünü, ruhun ölümü olarak

anlamislar ve buradan da ruhun ölümlülügüne inanmis-

lar. Bu yüzden de ruhun ölümsüzlügüne inananlari

'yanlis yolda' görmektedirler. Bu görüs ve düsünceler

ile de kiyamet ve âhireti inkâr etmekte ve cennetin de

bu dünyada kurulacagina inanmaktadirlar. Ne yazik ki,

bu dar ve kücük dünyanin ebedî bir cennet icin yeterli

olamayacagini düsünemiyorlar. Alti milyar insana zor

yeten bu dünya, gecmis ve gelecekteki yüzmilyarlarca
 
insana nasil yetsin? Allah'in merhameti izin vermez ki,

bütün kötüler yok edilsin de insan sayisi azalsin! Yine

O'nun adaleti kabul edemez ki, suclular suclari mikta-

rinca ve mutlak inancsiz ve inkârcilar da ebedî bir ceza

icin cehennem hapsine atilmasin ve bunun icin de yeni

ve cok büyük, genis bir dünya yaratilmasin; ve bu da

kâinatin yikilisini ve kiyametin kopusunu gerektirmesin!

Onlarin düsüncesine, ancak bu gercekleri ve Kur'an-

daki âhiret ve kiyamet ayetlerini inkâr ederek inanilabi-

lir.
 

Ruh sahibi olmak, Allah'a $irk kosmak midir?
 

Ruhlu olmanin ve buna inanmanin, 'Allah'a $irk kos-

mak' oldugunu düsünenler var. Bu düsünce ve iddiada

olanlara $unu sormak gerekiyor: Insan bedeni de Al-

lah'in eseri oldugu halde, ona sahip olmak Allah'a $irk

kosmak olmuyor da, Allah'in emirleri olan ruha sahip

olmak mi Allah'a $irk kosmak oluyor? Hem ruha biz

kendikendimize sahip olmuyoruz ve gayri me$ru yol-

larla da ele gecirmiyoruz ki, O'na $irk kosmus olalim!

Böyle bir durum meydana gelecek olsaydi, zaten O

bize bunlari vermezdi. Öyle degil mi?
 

Bir orduda bir komutan bir askerini veya ordusunu si-

lahlandirip 'düsmana hücum edin' emrini verdiginde ve-

ya kulaklarina üfürdügünde, o komutan kendi ki$iligin-

den ne kaybediyor ki, askerlerin onun emrini almalari

ve dinlemeleri, komutana isyan ve $irk olsun? Veya

günes bitkilere ve diger canlilara isi ve i$ik vermekle

bir eksiklige mi ugruyor ki, canlilarin ondan i$ik alma-

lari günese $irk kosma olsun?
 

Allah-(Tanri) , maddî bir varlik olmadigindan, O'nun

insanlara ve hayvanlara ruh vermesiyle kendi Ki$ilik ve

Zatindan bir parca kopmuyor ve eksilmiyor. Hem par-

ca olmak, eksilmek, maddî $eylerin özelligidir. Ruh sa-

hibi olmak, Allah' tan bir parca koparmak ve ta$imak

degildir. Biz Allah'in zatindan ve ki$iliginden degil, O'

nun isim ve sifatlarinin tecellisinden birseyler ta$iyoruz.

Buna göre ruh ve bedenimiz, O'nun fiil, isim ve sifatlari-

nin bir eseri oluyor. Burada madde ile mânâyi, zatî ile

tecelliyi ve usta ile eseri iyi ayird etmemiz gerekiyor.

Günes ile parlamakta olan -akilli farzedecegimiz- bir su

kabarcigi eger 'ben günesim' veya 'günesten bir parca-

yim' derse; hata eder, günese $irk kosmus olur. Ama

'ben günesin kücücük bir aynasiyim ve onun i$igiyla

parlamaktayim' derse, dogru der, isabet eder. Bu da

onun imani ve kelime-i tevhidi, yani 'günesten baska ay-

dinlatici yoktur' demesi olur. I$te insan da bu su kabar-

cigi gibi demek ve düsünmek zorundadir. O halde in-

san: 'Benim ruhum, Allah' in zatindan bir parca degil,

O'nun emrinden bir soluk ve enerjidir. Bedenim de,

O'nun isim ve sifatlarinin ve fiillerinin bir eseridir. O'n-

dan baska Ilâh yoktur. O, bölünmez ve parcalanmaz

ve dagilmaz e$siz bir kudret ve tekliktir' demelidir.

Ruh ve beden ile ilgili hayatlari nasil tasnif edebiliriz?

Bu hayatlari üc baslik altinda toplayip birbirinden tem-

yiz edebiliriz.
 

Ruhânî hayat: Ruhun bedensiz ya$antisidir. Ölen insan-

larin kabir ve berzah hayatidir. Allah'in izniyle bazi evli-

yalarin bedensiz dolasmalari da 'ruhanî hayat'tir.
 

Insanî hayat: Beden-Ruh birlikteligiyle ya$anilan hayat-

tir. Dünyadaki hayatimizdir.


Bedensel hayat: Bedenin ruhsuz hayatidir. Buna: 'Bitki-

sel hayat' denir. Insanin uykuda ve komada ve anne

karnindaki 12 haftalik dönemi bir 'bitkisel hayat'tir.

Ruh kötülük i$ler mi?
 

Bu suali cevaplayabilmemiz icin de; 'can', 'ruh' ve 'nefs'

in ne oldugunu kisaca bilmemiz ve özetlememiz gereki-

yor. Bedenimizin biyolojik ve bitkisel ya$antisindaki

hayatli olu$a 'CAN' ve 'CANLILIK'; insan ve hayvan

bedenlerine fiil ve hareket kazandiran ve hangi halde

hangi fiil ve hareketin devreye girmesi gerektigini bil-

diren ve bu bildirinin düzenlemis hali olan görünmez

i$iksal ve bilincli kanuna 'RUH'; ve vücudumuzun hay-

vanî istek ve kuvvetlerinin sözcüsü hükmünde olan öz

benligimize 'NEFS' denir ve diyebiliriz. Baskalari bun-

lara daha baska tanimlamalar getirebilir. Biz, aklimiza

hangisi daha iyi yatarsa, o tanimlamayi secip sahiplene-

biliriz.
 

Ruhun ne oldugunu anladiktan sonra, kötülükleri de

onun yapmadigini anlayabiliriz. Cünkü ruh, iyilik ve

kötülüklerimizde bedenimize ancak fiil ve hareket

saglar. Ama iyilik ve kötülügü nefsimiz ve kalbimizle

isteriz. $eytanin emrine uyarak, yani dinî ve dünyevî

yasalari dinlemeyip isyan ederek de kötülük i$leriz.

Bu halde suc, ruhtan degil nefisten olur. Öte dünyada

Allah'a hesap verecek olan da nefstir, ruh degildir.


Ruh görülebilir mi?


Nefsen incelmis ve ruhen yükselmis kimseler ve büyük

evliyalar ruhlari hologram seyrediyor gibi görebilir ve

onlarla görüsebilirler. Fakat henüz ruhu acikca göstere-

cek bir âlet kesfedilmedi. Belki gelecekte böyle bir sey

icad edilebilir.
 

Ruh bedenden cikip dolasabilir mi?
 

Allah'a cok yakin kimselerin ve bazi büyük evliyalarin,

bedenlerinden cikip vücutsuz dolasmalari mümkündür.

Cünkü ruh her zaman bedene bagimli degil, ama beden

ruha bagimlidir. Bunun icin ruhun bedenden cikip vü-

cutsuz gezebilmesi imkânsiz olmaz. Bazi Allah dostu

özel kimselerin ruhen gezip dolasabilmeleri mümkün

oldugu gibi, bu kimselerin baska insan bedenlerine girip

ya$amasi ve faaliyet göstermesi de mümkündür. Fakat

bu mümkün bir istisna olmaktan öteye gidemez. Yani

ancak Allah'tan izin alabilen kimseler sagken veya

öldükten sonra baska bedenlerde ya$amlarini sürdü-

rebilirler. Bu istisnanin kaidelestirilmisi ve genellestiril-

misi olan reenkarnasyon, yani 'ölen insanlarin ruhlarinin

baska bedenlerde hayatlarini sürdürmeye devam ettigi

inanci'nin bir gercekligi yoktur. Cünkü böyle bir ger-

ceklik, âhiretin olusturulmasina engel ve bu da Yarati-

cinin amacina zitlik olacagindan, Allah reenkarnasyona

-istisnasi disinda- izin vermemektedir ve vermemistir.

Hz. Hizir gibi iyilik icin faaliyet gösteren bir kac kisinin

ruhlarinin baska bedenlerde ya$amini sürdürmesine

Allah müsaade etmis ve o kimseler de -öldükleri halde-

halen ya$ayislarini devam ettirmektedirler. Bundan bas-

ka bir de cinler, $eytanlar ve melekler de insan ve hay-

van bedenlerine girip faaliyet gösterebilmektedir. Tabi

$eytanlar kötülük icin, melekler de iyilik icin calisirlar.

Bunun icin bizler de (hak olan) dinsel ve dünyasal

yasalara itaat ederek $eytandan Allah'a siginmali ve
 
bedenimizi $eytanin hakimiyetinden korumaliyiz.


Ögreten ve bilgilendiren Allah'a hamdolsun!
 

Hüseyin Avdic

Yorum Yaz